Eksozom Tedavisi ile Dermapen Uygulaması Birlikte Değerlendirilebilir mi?

eksozom tedavisi ile dermapen uygulaması birlikte değerlendirilebilir mi

Eksozom Tedavisi ile Dermapen Uygulaması Birlikte Değerlendirilebilir mi?

Eksozom tedavisi ile Dermapen uygulaması, cilt yenileme süreçlerinde birbirini destekleyen mekanizmaları sayesinde birlikte değerlendirilebilir ve bu iki yöntemin kombinasyonu, cilt altı dokularına hücresel düzeyde ulaşılmasını kolaylaştıran verimli bir yaklaşım olarak öne çıkar. Günümüz dermatolojik yaklaşımlarında, cildin sadece yüzeyini onarmak yerine orta ve alt tabakalarına etki ederek dokunun kendi kendini yenileme potansiyelini harekete geçirmek temel hedeflerden biri haline gelmiştir. Dermapen, ucunda bulunan milimetrik boyutlardaki mikro iğneler aracılığıyla cilt yüzeyinde gözle görülemeyecek kadar küçük binlerce kanal açarak çalışır. Bu kanallar, cildin doğal yara iyileşme mekanizmasını tetikleyerek kolajen ve elastin üretimini uyarır. Diğer taraftan eksozomlar, hücreler arası iletişimi sağlayan, içlerinde onarıcı proteinler ve büyüme faktörleri taşıyan mikroskobik haberci keseciklerdir. Bu iki yöntem bir araya getirildiğinde, Dermapen’in ciltte açtığı mikro kanallar, dışarıdan uygulanan eksozom solüsyonlarının derinin alt katmanlarına çok daha yoğun ve hedefe yönelik bir şekilde nüfuz etmesine olanak tanır. İğneleme ile oluşturulan mekanik uyarının üzerine, eksozomların sunduğu hücresel onarım mesajları eklendiğinde, cildin yapılanma süreci çok daha kapsamlı bir boyuta taşınır. Bu sinerji, hem ince çizgilerin görünümünü yumuşatmak hem de leke veya akne izleri gibi doku düzensizliklerini hücresel bazda desteklemek isteyen bireyler için bir arada planlanan yaygın bir protokoldür.

Eksozom Tedavisi Nedir ve Cilt Yenilemede Nasıl Bir Rol Oynar?

Eksozom tedavisi, hücrelerin birbirleriyle bilgi alışverişinde bulunmasını sağlayan ve hücre dışı veziküller olarak adlandırılan mikroskobik keseciklerin, cildin onarım mekanizmalarını harekete geçirmek üzere sorunlu bölgelere iletilmesi işlemidir. Cilt yenilemede üstlendikleri rol, yavaşlamış veya çevresel faktörlerle yıpranmış hücrelere ulaştıklarında onlara yeniden çalışmaları için hücresel düzeyde sinyaller göndermektir. İnsan cildi yaş aldıkça, hücreler arasındaki bu iletişim ağı zayıflamaya başlar. Genç bir dokuda hızla gerçekleşen kolajen üretimi, yaşın ilerlemesi, UV ışınlarına maruziyet ve stres gibi etkenlerle yavaşlar. Laboratuvar ortamında saflaştırılan eksozomlar, içerdikleri onarıcı proteinler, lipidler ve genetik materyaller sayesinde cilde dışarıdan verilen bir dolgu malzemesi gibi değil, hücrenin kendi fabrikasını yeniden çalıştıran bir uyarıcı gibi davranır. Dokudaki hücreler bu mesajları aldıklarında, yapısal bütünlüğü destekleyen bağ dokusu elemanlarını üretmeye yönelirler. Böylece cildin esnekliği artar, nem tutma kapasitesi desteklenir ve ince çizgilerin oluşum hızı yavaşlar. Dışarıdan yapılan müdahalelerde temel amaç, vücudun kendi iyileşme potansiyelini maksimum seviyede kullanmasına yardımcı olmaktır.

Dermapen (Mikro İğneleme) Uygulaması Ciltte Nasıl Bir Etki Oluşturur?

Dermapen uygulaması, özel bir cihazın ucunda bulunan titreşimli ince iğnelerin cilt yüzeyinde dikey olarak hareket etmesiyle epidermis ve dermis tabakalarında kontrollü mikro kanallar oluşturması prensibine dayanır. Bu işlemin ciltte oluşturduğu temel etki, dokunun bu mikro düzeydeki delikleri birer yara olarak algılaması ve kendi doğal onarım sürecini hızla başlatmasıdır. Vücut, açılan bu kanalları kapatmak üzere bölgeye yoğun miktarda kan pompalar ve doku onarıcı hücreleri o alana yönlendirir. İyileşme süreci sırasında fibroblast adı verilen hücreler aktif hale gelerek, cilde sıkılığını ve gerginliğini veren yeni kolajen ve elastin liflerini sentezler. İşlem sırasında iğnelerin hangi derinliğe ineceği, hastanın cilt kalınlığına ve çözümlenmesi hedeflenen problemin türüne göre hekim tarafından ayarlanır. Ayrıca bu yöntem, cilt yüzeyindeki ölü hücre tabakasının nazikçe uzaklaştırılmasına katkıda bulunarak dokunun daha pürüzsüz ve aydınlık bir görünüme kavuşmasına zemin hazırlar. Tek başına uygulandığında bile yapısal toparlanma sunan bu mekanizma, dışarıdan uygulanan besleyici solüsyonların emilim oranını artırmak için de bir köprü görevi görür.

Eksozom Tedavisi ile Dermapen Uygulaması Neden Birlikte Değerlendirilir?

Eksozom tedavisi ile Dermapen uygulamasının birlikte değerlendirilmesinin ana nedeni, iğneleme işleminin ciltte oluşturduğu geçirgenliğin, eksozomların hücresel onarım gücünü derinin orta tabakasına doğrudan ve eksiksiz bir şekilde ulaştırabilmesidir. İnsan derisi, dış etkenlere karşı koruyucu bir bariyer görevi görecek şekilde tasarlanmıştır. Bu bariyer, dışarıdan sürülen krem veya serumların alt katmanlara geçişini büyük oranda sınırlandırır. Sadece yüzeye sürülen bir eksozom solüsyonu, epidermisin koruyucu kalkanını aşmakta zorlanabilir. Ancak Dermapen ile saniyede yüzlerce mikro kanal açıldığında, cilt adeta bir sünger gibi dışarıdan verilen sıvıları emmeye açık hale gelir. Hekim, iğneleme işlemini yaparken eş zamanlı olarak eksozom solüsyonunu cilt yüzeyine damlatır. Bu sayede hücreler arası iletişim sağlayan kıymetli kesecikler, açılan kanallardan süzülerek doğrudan kolajen üretiminin gerçekleştiği dermis tabakasına ulaşır. Mekanik uyarının başlattığı iyileşme süreci, hücresel uyarının getirdiği onarım kodlarıyla birleştiğinde, cildin yenilenme potansiyeli çok daha verimli bir şekilde kullanılmış olur.

Uygulama Bileşeni Tek Başına Etkisi Kombine Edildiğindeki Rolü
Dermapen (Mikro İğneleme) Kontrollü mikro hasar yaratarak kolajen sentezini uyarır, cildi mekanik olarak yeniler. Eksozomların dermis tabakasına ulaşabilmesi için gerekli geçiş kanallarını (köprüleri) hazırlar.
Eksozom Solüsyonu Hücrelere onarım sinyalleri gönderir, hücresel iletişimi düzenleyerek doku yapımını destekler. Açılan kanallardan geçerek yara iyileşme sürecine hücresel mesajlar ekler, onarımı derinleştirir.
Sinerjik Sonuç Her iki yöntem kendi sınırları içerisinde yapısal destek sunar. Mekanik ve biyolojik uyarımın birleşmesiyle daha orantılı ve uzun soluklu bir doku yenilenmesi hedeflenir.

İzmir Bölgesinde Dr. Suada Gasimova Bu Süreci Nasıl Planlamaktadır?

İzmir bölgesinde estetik ve medikal dermatoloji alanında süreçlerini yürüten Dr. Suada Gasimova, kombine cilt yenileme protokollerini planlarken bölgenin iklimsel özelliklerini, hastanın sosyal yaşantısını ve dokunun güneş maruziyeti geçmişini detaylıca ele alan kişiye özel bir analiz sistemi benimsemektedir. İzmir’in uzun yaz ayları ve yüksek güneşli gün sayısı, ciltlerin foto-yaşlanma (güneş hasarı) etkilerine daha fazla maruz kalmasına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle Dr. Suada Gasimova, uygulamanın yapılacağı mevsimi ve cildin mevcut nem kapasitesini öncelikli olarak değerlendirir. İşlem öncesinde hastanın beklentileri dinlenir ve kombine sürecin hangi bölgelerde daha yoğun çalışılması gerektiği belirlenir. Yalnızca standart bir protokol uygulamak yerine, iğneleme derinlikleri ve kullanılacak eksozom miktarı, leke eğilimli veya elastikiyet kaybı yaşayan bölgelere göre özel olarak ayarlanır. Bu yaklaşım, sadece o anki problemin hafifletilmesini değil, aynı zamanda cildin İzmir’in çevresel şartlarına karşı bariyerinin güçlendirilmesini hedefleyen, hastayla şeffaf iletişime dayalı bir tıbbi danışmanlık sürecini kapsar.

Hangi Cilt İhtiyaçlarında Eksozom ve Dermapen Birlikteliği Önerilir?

Eksozom ve Dermapen birlikteliği; cilt tonunda matlaşma ve eşitsizlikler gözlemlendiğinde, ince kırışıklıklar derinleşmeye başladığında, akne veya sivilce sonrası dokuda seviye farkları (çukurlaşmalar) oluştuğunda ve genişlemiş gözenek problemleri yaşandığında hekimler tarafından sıklıkla önerilen bir kombinasyondur. Cilt, yıllar içerisinde maruz kaldığı stres, hava kirliliği, makyaj artıkları ve yaş alma süreciyle birlikte yapısal diriliğini kaybetme eğilimi gösterir. Dokudaki bağların gevşemesi, yüz ovalinin netliğini yitirmesine ve yorgun bir ifadenin yerleşmesine neden olur. Gözeneklerin belirginleşmesi genellikle cilt altındaki kolajen desteğinin azalmasıyla ilgilidir; destek azaldıkça gözenek duvarları aşağı doğru çekilerek daha geniş görünür. Kombine uygulanan bu yöntemler, hem yüzeydeki ölü tabakanın atılmasını hızlandırır hem de alt dokulardaki bağları sıkılaştırarak cildin eski pürüzsüz formuna yaklaşmasına katkıda bulunur. Sadece yüz bölgesi değil, boyun, dekolte ve ellerin üzerinde yaşa bağlı oluşan elastikiyet kayıpları da bu birlikteliğin kullanım alanları içerisinde yer almaktadır.

Leke Eğilimli Ciltlerde Eksozom ve Dermapen Nasıl Bir Etki Sunar?

Leke eğilimli ciltlerde Eksozom ve Dermapen uygulaması, cilt altındaki melanin (renk pigmenti) dengesizliklerini düzenlemeye destek olan hücresel sinyallerin iletilmesi ve yüzeyde birikmiş lekeli ölü hücrelerin mekanik olarak uzaklaştırılmasının hızlandırılması şeklinde bir etki sunar. Güneş lekeleri, yaşlılık lekeleri veya melazma gibi hiperpigmentasyon durumları, cildin kendini korumak adına aşırı renk pigmenti üretmesi sonucunda oluşur. Dermapen işlemi, epidermisin en üst tabakasındaki yenilenme sürecini hızlandırarak yüzeydeki koyulaşmış hücrelerin daha çabuk dökülmesine yardımcı olur. Eş zamanlı olarak cilde verilen eksozomlar, melanosit adı verilen renk üreten hücrelerin faaliyetlerini dengelemeye yönelik haberci moleküller içerir. Bu iki mekanizmanın bir araya gelmesi, renk tonu eşitsizliklerinin içeriden ve dışarıdan yönetilmesine olanak tanır. İşlem sonrası süreçte, elde edilen aydınlanmanın korunması için hastaların güneş koruyucu kullanımına her zamankinden daha fazla özen göstermeleri gerekmektedir.

Leke Yönetiminde Dikkat Edilmesi Gereken Aşamalar:

  • Cilt Analizi: Lekenin derinliğinin ve türünün (güneş, hormonal, yaşlılık) hekim tarafından saptanması.
  • Kontrollü Derinlik: Leke eğilimli ciltlerde gereğinden fazla travma yaratmamak için iğne derinliğinin çok hassas ayarlanması.
  • Hücresel Baskılama: Eksozomlar aracılığıyla aşırı pigment üretiminin dengelenmesine destek olunması.
  • Koruma Rutini: Uygulama sonrasında fiziksel veya kimyasal filtreli güneş kremlerinin dört mevsim kullanılması.

Akne İzlerinin Hafifletilmesinde Bu İki Yöntem Nasıl Çalışır?

Akne izlerinin hafifletilmesinde Dermapen ve eksozom birlikteliği, cilt altında oluşan skar (yara izi) dokusunun kırılarak yerine taze ve sağlıklı bağ dokusunun inşa edilmesi mantığıyla çalışır. Sivilceler iyileşirken ciltte bazen yeterli onarım yapılamaz ve bu durum “atrofik skar” adı verilen küçük çukurlukların oluşmasına yol açar. Skar dokusu, normal cilt dokusuna göre daha sert ve esnekliği az olan bir yapıdır. Dermapen, bu çukurlukların çevresindeki ve tabanındaki sertleşmiş bağları mikro iğnelerle gevşetir. Cilt bu müdahaleyi yeni bir hasar olarak algılayıp, o bölgeyi baştan onarmak için harekete geçer. Tam bu onarım aşamasında kanallardan içeri gönderilen eksozomlar, fibroblast hücrelerine “daha fazla kolajen üret” komutu iletir. Yeni üretilen kolajen, çukurlukların tabanını zamanla doldurmaya başlayarak yüzeydeki seviye farklarının azalmasına ve cildin daha pürüzsüz bir dokuya kavuşmasına destek olur. Bu süreç sabır gerektirir ve etkinin tam olarak gözlemlenebilmesi için belirli periyotlarla planlanan seansların tamamlanması önem taşır.

İnce Çizgiler ve Esneklik Kaybında Kombine Süreç Nasıl İlerler?

İnce çizgiler ve esneklik kaybında kombine süreç, yaşlanma ile birlikte azalan hyalüronik asit, kolajen ve elastin depolarının yeniden doldurulmasını hedefleyen dışarıdan mekanik, içeriden hücresel bir uyarıyla ilerler. Yıllar içerisinde cildin iskeletini oluşturan protein bağları zayıflar, bu da dokunun aşağı doğru çekilmesine ve özellikle göz çevresi, alın, dudak kenarı gibi mimik bölgelerinde çizgilerin kalıcı hale gelmesine sebep olur. Kombine uygulama sırasında iğneleme yöntemi, kan dolaşımını hızlandırarak dokunun oksijenlenmesini artırır. Eksozomlar ise bu artan dolaşımın içine katılarak bağ dokusu hücrelerine gençleşme sinyalleri verir. Yeni oluşan kolajen lifleri, bir ağ gibi ince çizgilerin altını destekleyerek kırışıklıkların görünümünü yumuşatmaya başlar. Esnekliği artan cilt, mimik hareketlerinin ardından daha çabuk toparlanır ve yerçekiminin etkilerine karşı daha dirençli bir bariyer oluşturur.

Uygulama Öncesi Cilt Analizi Hangi Aşamaları İçerir?

Uygulama öncesi cilt analizi, hastanın medikal geçmişinin sorgulanması, cildin nem ve sebum dengesinin ölçülmesi, gözenek yapısının incelenmesi ve olası kontrendikasyonların (uygulamaya engel durumların) belirlenmesi aşamalarını içerir. Bu aşama, sürecin başarısını belirleyen en önemli hazırlık adımıdır. Hekim, hastanın aktif bir uçuk enfeksiyonu, kontrol altına alınmamış cilt rahatsızlığı veya yoğun bir sivilce atağı geçirip geçirmediğini kontrol eder; çünkü aktif enfeksiyon olan bölgelere iğneleme yapmak bakterilerin yayılmasına neden olabilir. Aynı zamanda hastanın kullandığı ilaçlar (özellikle kan sulandırıcılar veya akne ilaçları) sorgulanır. Analiz sonucunda cilt bariyerinin bu kombine işlemi kaldırmaya uygun olduğu teyit edilirse, kullanılacak eksozomun formu ve Dermapen cihazının uygulanacağı milimetrik derinlikler planlanarak kişiye özel bir tedavi haritası çıkarılır.

İşlem Sırasında Hastalar Neler Hisseder ve Süreç Nasıl Geçer?

İşlem sırasında hastaların konforunu sağlamak amacıyla uygulama öncesinde bölgeye lokal anestezik kremler sürülerek yaklaşık yirmi ila otuz dakika bekletilir, bu sayede dokunun hassasiyeti büyük oranda azaltılır. Anestezi etkisini gösterdikten sonra cilt özel antiseptik solüsyonlarla temizlenir ve steril bir ortam hazırlanır. Dermapen cihazı cilt yüzeyinde gezdirilmeye başlandığında, hastalar genellikle hafif bir titreşim ve minik dokunuşlar hissederler; derin iğnelemelerin yapıldığı bölgelerde hafif bir batma hissi oluşması olağan bir durumdur. Hekim bir eliyle cihazı yönlendirirken, diğer eliyle veya asistanı yardımıyla eksozom solüsyonunu cilt yüzeyine damlatarak iğnelerin açtığı yollardan alt tabakalara süzülmesini sağlar. İşlem tüm yüze (veya planlanan bölgeye) uygulandığında ortalama yirmi beş ila otuz dakika sürer. Süreç boyunca hasta ile iletişim halinde kalınarak hissettiği baskı veya hassasiyet durumu kontrol edilir ve cihazın hızı buna göre uyarlanır.

Kombine İşlem Sonrası İyileşme Döneminde Nelere Dikkat Edilmelidir?

Kombine işlem sonrası iyileşme döneminde, cildin üst tabakasında kontrollü mikro hasarlar bulunduğundan enfeksiyon riskini en aza indirmek ve dokunun kendini onarmasına izin vermek için hijyen kurallarına üst düzeyde dikkat edilmelidir. İşlemin hemen ardından ciltte güneş yanığına benzer bir kızarıklık, hafif bir ısı artışı veya gerginlik hissedilmesi vücudun beklenen biyolojik tepkisidir ve genellikle bir iki gün içerisinde kendiliğinden yatışır. Bu ilk 24 saatlik kritik evrede cildin suyla veya kimyasal temizleyicilerle temas etmemesi istenir. Dokunun nefes alabilmesi ve gözeneklerin tıkanmaması için makyaj uygulamalarından uzak durulmalı, cildi tahriş edecek kese, peeling gibi mekanik işlemlerden kaçınılmalıdır. Havuz, deniz, hamam veya yoğun terlemeye yol açacak ağır spor aktiviteleri, mikro kanalların açık olduğu ilk birkaç gün boyunca ertelenmelidir. İyileşme sürecinin rahat geçmesi, hastanın bu uyarılara ne kadar uyum sağladığıyla doğrudan bağlantılıdır.

Günlük Bakım Rutininde Hangi Adımlar Atılmalıdır?

Günlük bakım rutininde, uygulamanın ardından geçen adaptasyon süresi tamamlandıktan sonra, cildi yormayacak sülfatsız temizleyiciler, bariyer onarıcı (seramid ve peptit içerikli) nemlendiriciler ve yüksek faktörlü geniş spektrumlu güneş koruyucular kullanılarak atılan adımlar büyük önem taşır. İşlem sonrasında cilt geçici olarak nem kaybetme eğilimi gösterebileceğinden, hyalüronik asit içeren serumlarla dokunun su tutma kapasitesinin desteklenmesi hekimler tarafından sıklıkla tavsiye edilir. Asit içerikli (AHA, BHA, retinol vb.) kozmetik ürünler, cilt bariyeri tamamen onarılana kadar rutinden çıkarılmalıdır. Güneş koruyucu kullanımı, yeni oluşan taze hücrelerin UV ışınlarına karşı korunması ve işlem sonrası lekelenme (PIH – post inflamatuar hiperpigmentasyon) riskinin azaltılması adına sadece yaz aylarında değil, dört mevsim boyunca sabahları sürülmeli ve gün içerisinde yenilenmelidir. Evde uygulanan doğru bir bakım rutini, klinik ortamında elde edilen onarımın kalıcılığını destekleyen en önemli tamamlayıcıdır.

Seans Aralıkları ve Sayıları Hangi Kriterlere Göre Belirlenir?

Seans aralıkları ve sayıları; kişinin yaşına, cildindeki yıpranmanın seviyesine, çözümlenmek istenen problemin (akne izi, leke, ince çizgi) türüne ve dokunun verilen uyarıya gösterdiği biyolojik iyileşme hızına göre hekimin yapacağı değerlendirmeler sonucunda belirlenir. Hücresel yenilenme süreci anlık değil, zamana yayılan bir mekanizma olduğu için seansların arka arkaya hızlıca yapılması cildi yorabilir. Genellikle hücre döngüsü göz önünde bulundurularak, uygulamalar arasında ortalama üç ila dört haftalık bir dinlenme ve üretim payı bırakılır. Hafif bir matlık veya nem kaybı durumunda bir veya iki seanslık bir planlama yeterli olabilirken; derin sivilce izleri veya yoğun elastikiyet kayıplarında bu sayı üç ila dört seansa kadar çıkarılabilmektedir. Her seans öncesinde cildin verdiği yanıt incelenerek bir sonraki adımın gerekliliği ve yoğunluğu şekillendirilir.

Mevsimsel Değişimler Kombine Cilt Yenileme Kararını Nasıl Etkiler?

Mevsimsel değişimler, Dermapen gibi cildin en üst tabakasını (epidermis) mikro düzeyde uyararak hassaslaştıran işlemlerin karar sürecini, artan güneş maruziyeti ve leke oluşma riski nedeniyle doğrudan etkiler. Bu tür uygulamalar genellikle güneş ışınlarının dik açıyla gelmediği ve kişilerin açık havada daha az vakit geçirdiği sonbahar ve kış aylarında daha konforlu bir şekilde planlanır. Özellikle İzmir gibi yaz mevsiminin uzun ve güneşli geçtiği bölgelerde, hastaların güneşten korunma alışkanlıkları hekimler tarafından titizlikle sorgulanır. Yaz aylarında kombine işlem yapılması planlanıyorsa, iğneleme derinliği çok yüzeysel tutulabilir veya hastanın yaşam tarzının güneşten korunmaya elverişli olduğundan emin olunur. Cildin mevsimsel geçişlerde (ilkbahar ve sonbahar) yaşadığı nem dengesizlikleri, eksozom gibi destekleyici hücresel terapilerin cildi dış etkenlere hazırlaması açısından da ideal dönemler olarak değerlendirilmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Eksozom ve Dermapen birlikte yapıldığında işlem süresi ne kadar uzar?

İki işlemin birlikte uygulanması süreyi belirgin bir şekilde uzatmaz. Dermapen işlemi gerçekleştirilirken eksozom solüsyonu eş zamanlı olarak cilde yedirildiği için, anestezi bekleme süresi hariç aktif işlem ortalama 25-30 dakika içinde tamamlanmaktadır.

2. İşlem sonrasında cildimde ne gibi fiziksel değişimler görürüm?

İlk saatlerde güneşte kalmış gibi pembeleşme, hafif ısı artışı ve gerginlik hissedilir. Takip eden günlerde ciltte çok ince (kepeklenme tarzında) pullanmalar görülebilir, bu eski derinin atılıp altından taze dokunun geldiğinin işaretidir.

3. Eksozom serumu enjekte mi edilir, yoksa sürülür mü?

Dermapen ile kombine edildiğinde eksozom solüsyonu genellikle bir enjektör (iğne ile delme) yoluyla değil, iğneleme yapılan alanların üzerine topikal olarak damlatılıp sürülerek, açılan mikro kanallardan emilmesi sağlanır.

4. Cildim çok ince ve hassas, bu kombinasyon bana uygun mudur?

Hassas ciltlerde hekim tarafından iğne derinliği minimal seviyelerde (örneğin 0.25 – 0.5 mm) tutularak işlem daha yüzeysel planlanabilir. Eksozomlar bariyer onarıcı özellik taşıdığı için hassas dokuların desteklenmesine yardımcı olmaktadır.

5. Bu işlemler sivilce çıkartır mı?

Bazen deri altında oluşmaya yüz tutmuş komedonlar, cildin yenilenme hızı arttığı için işlem sonrasında yüzeye sivilce olarak çıkabilir (kusma evresi). Bu durum geçici bir adaptasyon sürecidir; ancak aktif, iltihaplı akne döneminde işlem yapılması önerilmez.

6. İşlemden sonra ne zaman duş alabilirim?

Mikro kanalların kapanmasına fırsat vermek ve su yoluyla bulaşabilecek bakterileri uzak tutmak için ilk 24 saat boyunca yüz bölgesinin suyla temas ettirilmemesi hekimler tarafından tavsiye edilmektedir.

7. Etkileri görmeye ne zaman başlarım?

Yüzeydeki matlığın azalması ve aydınlanma ilk bir hafta içinde fark edilebilir; ancak kolajen üretiminin tamamlanması ve yapısal sıkılaşmanın gözlemlenebilmesi hücresel biyoloji gereği ortalama üç ila dört haftayı bulmaktadır.

8. Göz altı morlukları için bu iki yöntem uygulanır mı?

Göz çevresi derisi yüzün diğer kısımlarına göre çok daha incedir. Hekim uygun görürse, cihazın derinlik ayarı çok düşürülerek göz çevresindeki dolaşımı desteklemek amacıyla dikkatli bir şekilde uygulama yapılabilir.

9. Botoks veya dolgu ile aynı gün yaptırılabilir mi?

Dermapen işlemi dokuda ödem ve kanlanma artışı yarattığı için, botoks veya dolgu gibi enjeksiyonların farklı bir seansta planlanması, materyallerin yer değiştirmemesi ve cildin yorulmaması açısından daha uygundur.

10. Eksozomların kaynağı nedir, alerji yapar mı?

Laboratuvar ortamında yüksek saflıkta üretilen bitkisel veya sentetik kaynaklı eksozom ürünleri biyouyumlu olduklarından, bağışıklık sistemini provoke etmezler; bu nedenle alerjik reaksiyon oluşturma potansiyelleri son derece düşüktür.

11. Erkek hastalar da bu kombinasyondan faydalanabilir mi?

Evet, cilt yapısındaki gözenek genişliği, akne izleri ve elastikiyet kaybı erkeklerde de görüldüğü için, bu yöntem cinsiyet fark etmeksizin cilt onarımına ihtiyaç duyan herkes için uygun bir seçenektir.

12. İşlem sonrasında spor yapmamın bir sakıncası var mı?

İlk bir iki gün aşırı terlemeye yol açan kardiyo veya ağırlık antrenmanlarından kaçınılması önerilir. Terin içindeki tuz ve laktik asit, henüz yeni açılmış kanallarda hassasiyet ve yanma hissine neden olabilir.

13. Cilt bakım ürünlerimi ne zaman kullanmaya başlayabilirim?

Uygulamadan sonraki ilk birkaç gün sadece hekiminizin önereceği bariyer onarıcı kremler ve güneş koruyucular kullanılmalı; C vitamini, retinol veya asit içeren rutin serumlara ancak cilt tamamen sakinleştikten sonra (genellikle 5-7 gün) geri dönülmelidir.

14. Roaccutane vb. ağır akne ilacı kullananlar yaptırabilir mi?

Sistemik isotretinoin tedavisi gören hastaların ciltleri oldukça incelmiş ve hassaslaşmış durumdadır. İyileşme mekanizmasının bozulmaması için bu tür ilaçların kullanımının üzerinden en az altı ay geçmesi beklenmektedir.

15. Bir seans sonrasında tedavi biter mi, devamlılık gerekli midir?

Cildin biyolojik yaşı ilerlemeye devam ettiği için süreç süreklilik arz eder. Hedeflenen onarıma ulaşıldıktan sonra, elde edilen canlılığın sürdürülebilmesi adına hekimin önereceği aralıklarla (örneğin mevsim dönümlerinde) destekleyici seansların yapılması faydalıdır.

Picture of Dr. Suada Gasimova
Dr. Suada Gasimova

Medikal Estetik Doktoru

Suada Gasimova, 2012 yılında Azerbaycan Tıp Üniversitesi, Pediatri Fakültesinden mezun oldu. 2016 yılında uzmanlık sınavında (TUS) STS - denklik sınavını başarıyla geçtikten sonra diploma - denklik belgesine hak kazandı. Ayrıca, TıpDil İngilizce sınavını başarıyla geçti.

İletişime Geç
Bu İçeriği Paylaşın:
Ara
Diğer Haberler
İletişime Geçin